PhotoStop

Çarşı insanları, ordalar tesadüfen.

Çarşı insanları, ordalar tesadüfen.

Icetea aşkı sen nelere kadirsin!

Icetea aşkı sen nelere kadirsin!

Onları yorduğum için beni çekiştiren ayaklarım..

Onları yorduğum için beni çekiştiren ayaklarım..

Yıllar sonra buna benzemekten korkuyorum.. Kurumuş, bitmiş ama dikenleri hala acıtabilir.

Yıllar sonra buna benzemekten korkuyorum.. Kurumuş, bitmiş ama dikenleri hala acıtabilir.

O kadar yabanisiniz ki. Kimse sizin isminizi bile bilmez. Oysa sen beyaz küçük çiçek bütün kıyıyı kaplamıssın. Bu dünyanın en güzel parfümü gibi kokan seni nasıl fark edemedim? Oysa umarsızca ve cömertçe salmışsın tohumlarını.. Yabanisin bir kere. Alıp dikmemişler hiç saksıya seni. Koparmamışlar bile. Sen de özgürce takılıyorsun. Ne mutlu! Peki ya sen küçük kırmızı meyve? Ne kadar da çok dikenin var. Kimse sana yaklamasın, senin o mayhoş tadına varamasın diye değil mi tüm bunlar? O kadar yabanisiz ki..

-1-

Önce incecik bir duman vardı.. Burnumun sızısından başka hiçbir şey hissetmiyorum. Acıyordu. Ağlamanın ön habercisi gibiydi bu burun sızısı. Ne zaman gelse ardından ağlamak gelirdi. Kahretsin, neden bu kadar kendini iyi tanıyorsun ki diye sordu mavi bulut. Unutma cahillik mutluluktur dedi. Bilme bazen duyma hiçbir şeyi. Farkında olduğun kadar canını yakarlar umutlar,hayatlar. Her neyse biz şimdi yolumuza bakalım dedi sessizce.Ne ara omzuma inmişti hiç fark etmemiştim. Yumuşacık dokundu. Yolu biliyorum dedi. O an anladım onun da burnu sızlıyordu…